Lara Melis Sevimli; Sevginin gücüne ve samimiyetin değerine çok inanıyor. Çünkü her şeyin temelinde bu iki şey olduğunu düşünüyor. Podyumda yürürken Lara için sanki zaman duruyor “O” ve yürüyüşü kalıyor geride. Onun için küçük mutluluklar, anlamlı bağlar ve kendi yolunu keşfetmek hayatını özel kılıyor.

Bu söyleşide, onu yaşayarak ve tanıyarak keşfedeceksiniz…
Keyifle Okumalar
Seni Kısaca tanıyalım: Nerede doğdun, ne okudun, şimdi ne yapıyorsun?
Merhabalar ben Lara Melis Sevimli.20 yaşındayım, Ankarada doğdum. Konservatuar tiyatro sınavlarına hazırlanıyorum

Okuyucularımıza modelliğe olan ilgini nasıl anlatacaksın?
Her küçük kız gibi benim de hayalimdi modellik. Tiyatroyla tanıştıktan sonra sahne disiplini ve duyguyu ifade etme gücü bu hayalimi daha da pekiştirdi. Bence denemek en önemli şey; çünkü insan ancak cesaret ettiğinde kendini gerçekten keşfedebiliyor. Okuyuculara da hayallerini ertelememelerini ve denemekten korkmamalarını söylemek isterim.
Modellik hakkında bildiklerin nelerdir?
Modelliğin göründüğünden çok daha fazla emek ve disiplin gerektirdiğini biliyorum. Sadece görünüş değil; duruş, mimik, yürüyüş ve profesyonellik çok önemli. Ekip çalışması ve sabır bu işin temel parçaları. Ayrıca hikâyesi ve kompozisyonu olan parçaları taşıyıp onlara hayat vermek oldukça etkileyici bir his.

Kendini yeteri kadar başarılı buluyor musun?
Kendimi başarılı buluyorum ama her zaman daha iyisi için çalışıyorum. Çünkü başarı benim için bir sonuç değil, bir süreç.
Okulun bitince modelliğe devam etmeyi düşünüyor musun?
Şu an okul için hazırlanıyorum ama modellik benim için geçici bir heves değil. Eğitimimle birlikte de devam etmeyi düşünüyorum çünkü ikisini dengeli şekilde yürütebileceğime inanıyorum.

Modelliğe ilgin ilk ne zaman başladı? Çocukluk bağlantısı var mı?
Modelliğe ilgim çocukken başladı. Özellikle Victoria’s Secret meleklerini izler, sahnedeki özgüvenlerine hayran kalırdım. Sanırım o zamandan beri içimde bir hayaldi.
Defilelere çıktığınızda bu etkiden tatmin oldun mu?
Tabii ki defilede olmak ve o atmosferi yaşamak çok iyi hissettiriyor.
Podyumda yürürken kendini nasıl hissediyorsun?
Sanki o an zaman duruyor ve ben ve yürüyüşüm kalıyoruz.

Burcunuz?
Koç burcuyum♈️
Tuttuğunuz takım?
Tabii ki Galatasaray!💛❤️
En sevdiğiniz renk?
Yeşil💚
Ne tür müzik dinlersin?
Ruhuma gerçekten yaşadığımı hissettiren müzikleri dinlerim ve çok geniş bir dil aralığında olur bu yani – duygusal, atmosferik, melodisi güçlü alternatif pop &rock diyebilirim.

En sevdiğiniz şarkı ve nedeni?
Benim için “Shape of My Heart” – Sting çok özel bir şarkı. En sevdiğim film olan Leon: The Professional’da çalması onu daha da anlamlı yapıyor. Şarkı aslında hayatı, insanın iç dünyasını ve kimsenin görmediği taraflarını anlatıyor. Sözlerindeki o derinlik ve melankoli bana yaşamın hem yalnız hem de güçlü yanını hissettiriyor. Bir de “HymnfortheWeekend” – Coldplay var tabii. Bu şarkıyı ilk 10 yıl önce duyduğumdan beri her zaman özel buluyorum. Bana yaşadığımı hissettiriyor tarifsiz bir his. Sadece mutlu olduğum anlarda değil, en mutsuz olduğum anlarda bile rastgele bir yerde çalıyor ve sanki bana “hep buradayım” diyor.
Şu an ruhunun olmak istediği yer?

Şu an ruhumun olmak istediği yer, babamla birlikte deniz kenarında, sessiz ve huzurlu bir yer.
Benzetildiğin biri var mı?
Dilan çiçek denizin eski haline benzeten insanlar var.
Sizi sevenin sizin için neler yapması hoşunuza gider?
Beni seven bir insanın bencil olmaması, vicdanlı olması, düşünceli ve niyeti iyi bir insan olması benim için çok önemli. Küçük şeylerle bile ilgimi önemsemeli, yanımda hissettirmeli ve en ince ayrıntısına kadar beni tanımalı; nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmadığımı bilmeli benim neyi neden yaptığımı anlamalı.

Bir film yapmaya karar versen adı ve konusu ne olurdu?
Bir film yapsam, aslında bir seri ya da dizi olurdu. Her bölümde farklı insanlar ve farklı konular olurdu; bir bölümde korku, bir bölümde mutluluk, bir bölümde duygusal şaşkınlık, bir diğerinde ihanet, aşk ya da komedi… Her sezon farklı bir tema üzerine kurulu olurdu; mesela bir sezon aşk üzerine, bir sezon korku üzerine, bir sezon facia, cinayet ya da ölüm üzerine, bir başka sezon ise aile ve komedi üzerine. Ama her sezon ve her bölüm, yaşadığımız duygulara ve o duygularla hayata nasıl devam edebileceğimize odaklanırdı. İzleyici her bölümde kendinden bir parça bulabilirdi. Hiçbir zaman tek bir skala veya konuya bağlı kalmazdım; tıpkı hayat gibi, her bölüm farklı bir duygu yaşatırdı. İsmi ise Limitsiz olurdu.

Hayatta bir sloganın var mı?
Bence hayat sadece bir slogana sığacak bir kavram değil ama her güne bir slogan koyabilirim.
Hayatta neyin peşinden koşuyorsun?
Beni ben yaptığına inandığım şeylerin.

Zor bir insan mısın?
Her zaman kolay bir insan değilim, ama anlaşmak isteyenin anlayacağına inanıyorum. Tamamen zor bir insan değilim desem yalan olur.
Sizce yaşamayı en değerli kılan şey ne?
Bence yaşamı değerli kılan şey, sevdiklerimizle paylaştığımız anlar, gerçek duyguları hissedebilmek, kendimizi ifade edebilmek ve hayallerimizi yaşama fırsatı bulmak. Yani küçük mutluluklar, anlamlı bağlar ve kendi yolumuzu keşfetmek hayatı özel kılıyor.

Değerlerin neler?
Benim değerlerim ailem ve sevdiklerim. Sevginin gücüne ve samimiyetin değerine çok inanıyorum. Çünkü her şeyin temelinde bu iki şey olduğunu düşünüyorum.
Kendinizi bir başkasına nasıl anlatıyorsunuz?
Ben insanlara kendimi anlatmam. Bence en doğru yol, insanların beni yaşayarak ve tanıyarak keşfetmesi.

Bu işte kendini geliştirmek isteye kişilere ne tür önerilerde bulunursun?
Kendini geliştirmek isteyenlere en büyük önerim korkmamaları ve denemeleri olur. Kötü olsa bile o onların deneyimi; insan denemeden neyi nasıl yapabildiğini asla bilemez. Bu işte gelişmek de, başlamak da denemekten geçiyor. Bir kere geldiğimiz bu hayatta, denemek istiyorsanız daha neyi bekliyorsunuz?

