
Christopher Kane, Mulberry’nin Yeni Kreatif Direktörü Olarak Atandı
2024’te Self-Portrait ile gerçekleştirdiği işbirliği, Londra’nın ve aslında dünyanın neleri kaçırdığını hatırlatan tek seferlik güçlü bir geri dönüş ânıydı. 1960’ların happening kültürünü, bir akşam yemeği davetini ve bir moda çekimini bir araya getiren lansman gecesi, Kane topluluğu için de bir buluşma noktası oldu. 2006’daki çıkış koleksiyonunun hiper-seksi bodycon siluetlerine erişilebilir bir dönüş niteliği taşıyan bu koleksiyonun hızla tükenmesi, Kane’in ne kadar arzu edilen bir tasarımcı olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Şimdi ise Mulberry CEO’su Andrea Baldo sayesinde Kane’in geri dönüşü resmen ufukta görünüyor. Kane ve kız kardeşi Tammy’nin, Kensington Church Street’teki Mulberry stüdyosuna yerleştiği ve Eylül ayında Londra Moda Haftası kapsamında gerçekleşecek bir defile üzerinde çalıştıkları biliniyor. Bu, yalnızca şehir takvimi için değil; aynı zamanda markanın Şubat 2017’den bu yana askıya alınmış olan podyum sunumları için de güçlü bir dönüş anlamına geliyor.
1971 yılında Roger Saul tarafından Somerset’te bir deri ürünleri markası olarak kurulan Mulberry, hâlâ köklerine bağlılığını sürdürüyor. Marka, geçmişte kreatif direktörlük görevini üstlenen Stuart Vevers, Emma Hill ve Jonny Coca ile özellikle 2000’li yılların moda haftalarında sergilediği eğlenceli ve feminen defilelerle hatırlanıyor.

Kane’in nasıl bir koleksiyon sunacağını öngörmek ise her zaman zor. Çünkü sürpriz unsuru, onun yaratıcılığının en heyecan verici parçası. Erotizm ile şıklık arasında ustalıkla gidip gelen elbise tasarımlarıyla tanınan Kane, özellikle karanlık zamanlarda genç kadınlar için renkli, eğlenceli ve iyimser parti elbiseleri yaratma konusunda eşsiz bir isim. 2006’daki neon parlaklığındaki ilk koleksiyonu da tam olarak bunu başarmıştı.
Tasarımcının referans dünyası ise her zaman çarpıcı ve beklenmedik: Maymunlar Cehennemi, Princess Margaret’ın asi yorumları, Cynthia Payne’in skandalları, biyoloji ders kitapları, dini kültler, Frankenstein ve The Joy of Sex gibi kaynaklar, geçmişte onun ilham havuzunda yer aldı. Tüm bu farklı unsurlar, Kane’in geliştirdiği özgün tekniklerle birleşerek şaşırtıcı ama giyilebilir tasarımlara dönüşüyor.

Peki bu yaratıcı dünya Mulberry’nin DNA’sıyla nasıl buluşacak? Kane’i yakından takip edenler için bu soru endişe verici değil. Günlük giyime dahil edilen shearling detaylı biker ceketler ve parlak deri dokular gibi Mulberry’nin özüne yakın parçalar, onun tasarımlarında her zaman yer buldu. Aynı şekilde güçlü palto tasarımları ve İskoç kaşmir üreticisi Johnstons of Elgin ile yaptığı örgü çalışmaları da onun imza unsurları arasında.
Tüm bunlar, yüksek moda ile günlük pratik şıklığı bir araya getiren, enerjik ve taze bir İngiliz stilinin habercisi olabilir. Eylül ayında nasıl bir koleksiyonla karşılaşacağımız bilinmez, ancak Kane’in hedefinin yüksek olduğu kesin. Bu noktada, Central Saint Martins’teki efsanevi mentoru Louise Wilson’ın o unutulmaz sözlerini hatırlamak yeterli: “Beni etkileyin.”
