Moda Dergi Tv
GüncelModaÖzel HaberlerYaşam ve Sağlık

VE… TANRI KADINI YARATTI!..

Ece Sükan kurallara göre değil içgüdüsüyle giyinen bir kadın… Moda haftaları onun için bir oyun parkı. Ekrandaki güçlü duruşu, stil sahibi kimliği ve her açıklamasıyla magazin gündeminde kalmayı başaran Ece Sükan açıklamalarıyla da farkını ortaya koymakta…

Haber/Derleme: Ali Fikret

Sokak stilinin ikonik ismi Ece Sükan, zarif silueti ve özgün tarzıyla modanın günlük hayattaki en ilham verici temsilcilerinden biri olmaya devam ediyor. Minimal dokunuşlarla zenginleşen görünümü, zarif silueti ve detaylara verdiği önemle sokak stiline bir kez daha yön veren Sükan, modanın sadece podyumda değil, gündelik yaşamda da bir ifade biçimi olduğunu hatırlatıyor. On üç yıldır moda dünyasının içinde olan, mankenliğin ardından çalıştığı dergicilik sektöründe de adından söz ettiren başarılı bir isim Ece Sükan’ın; Televizyonda birçok moda programı sunmuşluğu da var, dizi oyunculuğu yapmışlığı da…

EN ANKARALI…

Ece Sükan, 1977 yılında Ankara’da doğmuştur. Çocukluk yıllarında TRT’de uzun süre Kayahan’la Cumartesiden Cumartesiye adlı programda sunuculuk yaptı. Uzun Çoraplı Pippi, Susam Sokağı gibi çizgi filmlere seslendirme yaptı. Ankara’dan göçtükten sonraki İstanbul’da üç durağı var. Yılın yarısını yurtdışında, özellikle Milano’da geçiriyor. Türkiye’de olduğu zamanlarda ise İstanbul’da evinin tadını arkadaşlarıyla çıkarıyor… Annesi Serpin Sükan eski bir tiyatrocu, babası ise inşaat mühendisi ve işadamıdır. Arslan Sükan adında 4 yaş büyük bir abisi vardır. İlkokul, ortaokul ve liseyi TED Ankara Koleji’nde okudu. Piyano dersi aldı. Ankara Devlet Opera Balesi’nde 3 yıl bale eğitimi aldı ve burada 2 yıl da oyunlarda görev yaptı. 1998 yılında ODTÜ Psikoloji bölümünden mezun oldu. Öğrencilik yıllarında bir radyo da DJ’lik yaptı. Mezun olduktan sonra İstanbul’a gitti. Hem modelliğe hem de Marie Claire’de çalışmaya başladı. Nişantaşı’nda vintage kıyafetler sattığı kendi adına bir mağazası da bulunuyordu bir zamanlar.

Ece’nin Hiç Yerinde Durmayan Hali, Tavan Yapmış Durumda. Çünkü Boyunca Farklı Noktalara Seyahat Eden, İş İle Keşfetme Halini Birleştiren Ece İle Dünden Bugüne Her Şey…

Hayat enerjim kendimi bildim bileli çok yüksek. Hayatı hep aksiyon alarak, anlık ve aktif olarak yaşamayı seçiyorum. Bu aslında bir yapı meselesi bence çünkü çocukluğumdan beri böyleydim. Hep birkaç işi bir arada yapar, hep multi-disipliner karakterimi ortaya koyardım. Bale yaparken bir yandan da tiyatroya giderdim. Okula giderken bir de devlet opera balesinde kurslara giderdim. Annemin Ankara Sanat’taki tiyatrosunun kulislerine gider, oradan TRT’de seslendirme yapmaya giderdim. Bu da hala devam eden bir enerji olarak hayatımı domine ediyor. Bu da beni güncel ve zinde tutuyor. Ama zaten başka türlüsünü de bilmiyorum. Sorguladığım zamanlar da oldu, acaba biraz dursam mı diye. Ama yıllar geçtikçe de kendimi daha da kabullenip, sevip barıştıkça da bu özelliğimin aslında beni ben yaptığını anladım. Hatta beni çok zenginleştirdiğini, tüm bu uğraştığım alanların hepsinin birbirini beslediğini anladım. Şu anda da kariyerimde ve hayatımda tüm bu attığım tohumların, izlediğim yolların bir kesişim noktasında gibiyim. Tohumların filizlendiğini, yeşerdiğini görüyorum. Noktaları birleştirdiğim bir dönemdeyim. Bu da benim zenginliğim. Her ne kadar bazen yorulup şikayet etsem de, merkezime geldiğimde gayet huzurlu ve mutlu olabiliyorum. Hep çalışkan biriydim ve güzel işler yapmayı çok seviyorum. Bu yüzden kendimi multi-professional olarak adlandırıyorum artık.

MODA VE DERGİCİLİK ECE’NİN GÖNLÜNDE YATAN ASLAN…

Dergiciliğe ilgim, fotoğraflara ve modaya olan ilgimle başladı. Ve bu Ankara’da TEd kolejinde okuduğum yıllarda başladı. Ardından ODTÜ Psikoloji’yi bitirdim. O zamanlarda annem ve abim de fotoğraflara çok meraklılardı. Genel olarak estetik duygusu yüksek bir ailede büyüdüm. Üniversiteyi okurken de moda ile ilgili bir şeyler yapacağımı hep biliyordum. Aslında o dönemlerde modelliğe de başlamıştım. Burada zamanında kulis tozu yutmam çok etkili oldu. Ve dergicilik o yıllarda Ankara’da çok yaygın değildi, dünya kitapevine Vogue Italia, Wallpaper gelirdi ve ben hep satın almayı beklerdim. Tek tek incelerdim sayfaları. Ve moda editörlüğü yapmaya karar verdim. Üstelik bu mankenlik kariyerimden önce aklıma geldi. İnsanlara garip gelirdi çünkü o zamanlarda moda editörlüğü yaygın değildi. Bu aslında bir meslek değildi, okulu veya workshopları olan eğitim seçenekleri yoktu. Ama ben o kadar emindim ki üniversiteyi bitirir bitirmez İstanbul’a yerleştim, yine birçok iş yapmaya devam ettim ve Marie Claire’de moda editörlüğü dönemim başladı. O yıllar çok kreatif işlerin yapıldığı dönemlerdi. O kadar karakteristik işler yapılırdı ki; birkaç yıl sonra New York’a FIT’ye okumaya gittiğimde portfolyom sayesinde beni 1.sınıfa kaydolmak yerine 3.sınıfa konuk olarak aldılar. Tamamen tecrübelerimi detaylı anlattığım bir konuşmaydı. Her anlamda o dünyayı yaşatmaya çalıştım onlara.

OYUNCULUK, ECE İÇİN AİLEDEN GELEN BİR DÜNYA.

Aslında İstanbul’ a geldiğimde oyunculuk konusunda çekimserdim. Annem tiyatro sanatçısı, ben konservatuar mezunu değilim ve moda dünyasında olduğum için gelen teklifler olduğunda bile çekimserdim. Fakat oyunculuk benim için var olacağım bir alandı, bunu hissediyordum. Aslında Ay Yapım’ın kurulduğundaki ilk işi olan 24 saat dizisinde yer aldım. Çok başarılı bir işti ve ben bir kriminal psikoloğu oynadım, tam da bana göreydi. Sonrasında ise Haziran Gecesi oldu ve benim için önemli bir yapı taşı oldu. Akabindeki Aşk Yakar projesi sayesinde oyunculuk kanıma girmiş oldu. Bir ara sonrasında da Gülperi ile ekranlara dönmek heyecan vericiydi. Gülperi’deki Şeyma’dan sonra dijital iş olan Terzi’deki Suzi karakterinle kendini yeniden ekranlarda göstererek, bir kez daha duruşunu hatırlattın herkese. Çok da güzel oldu çünkü dizideki oyunculuğun yanı sıra styling olarak da bayılarak izledik seni. Ekip de çok başarılı isimlerden oluşuyor. Dijitalde bir projede yer almanın avantajları neler sence?

Şeyma’dan sonra, dijital işimiz olan Terzi, benim için gerçekten çok çok güzel bir proje oldu. Aslında iki dünyamın birleştiği bir iş oldu. Hem moda dünyam hem de oyunculuk birleşti. Peyami’nin sağ kolu olarak couture atölyelerindeki prömiyer yani güçlü biri olmak benim için çok özeldi. Suzi karakterinin stilini de yaratmak önemliydi. Çok güzel bir ekiple iyi bir iş yaptık. Dünyanın neresine gidersem gideyim hep Suzi’nin stiliyle ilgili güzel yorumlar alıyorum.

DÜNYA VATANDAŞI ECE

Yeni yerleri keşfetmek ve dünyanın değişik yerlerini deneyimlemek benim için vazgeçilmez bir tutku. Bu hep böyleydi. Bence ruhumun özgürlüğü ve kendini iyi hissetmesi açısından çok önemli. Hep bir yerlere gitmeyi tercih ediyorum ve vazgeçmeyeceğim. Tabii ki gittiğim yerlere hızlıca adapte olmak da insanı dünya vatandaşı yapıyor. Böylelikle her ortamda var olabiliyorsunuz.

SOSYAL MEDYADA KENDİ İÇERİSİNDE BİR FİLM ÇEKİYOR ASLINDA.

Sosyal medyada güzel bir takipçi kitlem var ve bu uluslararası aranedan bir kitle. İş birliklerine de açığım ve seviyorum açıkçası. Ben, instagramı biraz dergi gibi kullanıyorum. İmaj üretmek, hikaye yaratmak, fotoğrafın bir dilinin olması önemli çünkü ben story koyarken bile hikaye yaratıyorum. Kendi içerisinde bir film çekiyorum aslında. Bir günlük gibi, bir photodiary gibi kullanıyorum. Dergicilikten gelen mesleki deformasyon diyebiliriz, sosyal medyaya da öyle yaklaşıyorum.

Markalarla çalışırken de bu özelliğimi ön plana çıkarıyorum. Hayatta hiçbir şeye yüzeysel yaklaşmadığım gibi, bu işi de öyle yapmıyorum. Otantik bir şekilde kendimi ifade ediyorum, hem iş birliklerimde hem de özel yaşamımda. Bir şekilde dengeleyip, derin düşünerek, oynayarak kreatif yaklaşımlar sergiliyorum.

 

İlgili yazılar

Aşka Dair Özel Buluşma…

Moda Dergi

Cezaevinde olmasına rağmen gelir akışı sürüyor…

Moda Dergi

Sade tasarım, güçlü etki…

Moda Dergi

This message appears for Admin Users only:
Please fill the Instagram Access Token. You can get Instagram Access Token by go to this page

Translate »