Ankara’nın en iyi oylamasında önde giden Nilgün Durmuşoğlu

Ankara’nın en iyi radyo programcısı oylamasında önde giden  NİLGÜN DURMUŞOĞLU

 Bu ay ModaDergiTV’nin  röportaj köşesinin konuğu Radyoların  deneyimli programcısı ve Ankara’nın en iyisinde açık ara önde giden NİLGÜN DURMUŞOĞLU. Kendisi dergimize önemli açıklamalarda bulundu.

 Keyifli Okumalar

 ***Radyoculuk hayatınız nasıl başladı. Hikâyenizden biraz bahsedebilir misiniz?

Radyoculuk serüvenim 90’lı yıllarda seslendirme yaparak başladı. Bir dergide ‘Dublaj Sanatçısı Olmak İster misiniz?’ diye bir yarışma başlamıştı. Yarışmaya başvurdum ve bütün elemeleri geçtim yani kazandım. Hocam rahmetli Sezai Aydın’dı. Sesimi ilk fark eden kişi Sezai Hoca’dır. Tam o zamanlarda Türkiye’de özel radyolar açılmış daha sonra kapatılmıştı. Radyomu İstiyorum diye bir kampanya ile özel radyolar yayın hayatına yeniden başladı ve Ankara Ulus Rüzgarlı Sokak’ta Can Radyo diye bir radyo vardı. Oraya başvuru için gittim. Yaşım 18’den küçük olduğu için ailemden izin alıp beni hemen stüdyoya soktular. Ve stüdyoya giriş o giriş J O günden beri yayındayım. Zaten çocukluk hayalimdi. Hayal ettiğim işi yapıyorum.

 ***Çok fazla dinleyici hayran kitleniz var. Bunu nasıl sağladınız?

Öncelikle böyle gördüğünüz için çok teşekkür ederim. Dinleyicilerime hiçbir zaman hayran kitlem olarak bakmadım. Onlar benim radyo dostlarım. Bu kadar geniş bir aileye ulaşmak ise, ilmek ilmek işleyerek oldu. Ben bütün dinleyenlere en samimi halimle hitap ediyorum ve bir kişiyi bile çok önemsiyorum. Hiçbir zaman takipçi satın almadım. Göstermelik işlere kalkışmadım. Bende herşey gerçek. Gerçek bir dinleyici kitlesi oluşturmaya çalışıyorum . Yola çıkarken çok iddialı bir söylemim oldu henüz 17 yaşındayken J ‘Bir gün herkes beni dinleyecek’ evet biliyorum çok iddialı ama ben iddialı olmayı severim işim konusunda. Ve hala o hedefe ulaşmaya çalışıyorum. Çok çalışıyorum. Bütün dinleyenlerimi dikkate alırım. İnsan samimiyetle yaklaşınca dinleyici bunu hemen algılıyor. Tabii geniş bir aile olmamızın büyük bir sebebi de 16 yıla yakın ulusal radyo tecrübemin olması. TRT FM ve Radyo Mydonose’un bana çok büyük katkısı oldu.

 ***Medya sektöründe birçok alanda yer almaktasınız. Öncelikle çalışmalarınız nasıl gidiyor?

Sabah 10.00’da başlıyorum çalışmaya 18.00’a kadar aralıksız süren bir tempom var. Bu rutin olan kısmı. Bir de o gün seslendirme yapacaksam çalışmam geceye sarkıyor. İmaj Pop’ta 14.00-18.00 arası yayınım var. Aynı zamanda koordinatörlük görevimden dolayı radyoda başka sorumluluklarım var tabii. 24 saatlik yayın akışını düzenlemek vs… Aynı zamanda TV Net Haber kanalında perfore spikeriyim. Yani haber spikerliğiyle program sunuculuğunu eş zamanlı yürütüyorum. Bir de seslendirme yapıyorum.

***Radyonun sizdeki önemi ?

 Radyo benim aşkım, hayatım… İki gün yayına çıkmayayım hemen özlerim ve yayınları kapatırken ‘Yarın yine koşarak geleceğim’ diyerek veda ederim. İyi ki bu serüvene 90’lı yıllarda başlamışım. Çünkü o dönem çok başka güzeldi herşey. Radyoculuk altın çağını yaşıyordu. O zamanları düşündükçe iyi ki diyorum hep. Ama ben naptım bilin bakalım. Tarzımı hiç değiştirmedim. Format yayıncılığı diye hiç de samimi olmayan bir şey çıkarttılar. Ona hiç yeltenmeden hep bildiğimi okudum ve 90’lı yılları yaşatmaya devam ediyorum programlarımda.

 ***Radyoculuk ve dinleyici kitlesi hakkında neler söylemek istersiniz?

Radyoculuk dediğim gibi yavaş yavaş bir kısır döngüye giriyor. Radyo artık bitti diyenler çok fakat bence bu dönemde radyo dinleyenler gerçek radyo dostlarından oluşuyor. Kemik bir dinleyici kitlesi oluşturduysanız sizi dinlemekten vazgeçmiyorlar.

***Radyoculuk hayatınızda yaşadığınız unutamadığınız ilginç bir anınız var mı?

O kadar çok anım var ki. İlk çalıştığım radyoda yayın mikserinin üstüne kola dökmüştüm. Yayın kanalları bozuldu. Yayın yapmak imkansız hale geldiği için radyonun sahibi fark etmeden çok ani bir şekilde ekip olarak istifa edip radyodan kaçmıştık J Merdivenlerde yakalandık ve bir güzel ödedik mikserin parasını J En son anım da MabelMatiz’le ilgili. Antidepresan şarkısını kimse bilmiyordu çok yeniydi. Azeri bir dinleyicim istedi ben de merak edip şarkının bir bölümünü bulup dinledim. Bayıldım şarkıya. Hemen PR’ını yapan Sevinç’i aradım şarkıyı istedim. Dağıtımı yapılmıyor o şarkının dedi ve MabelMatiz’i aradı. Durumu anlattı. Şarkıyı sadece bana yolladılar ve pr’ı yapılmayacak dediler. Ben deli gibi çalıyorum tabii şarkıyı. Bi baktım bir hafta sonra Sevinç beni aradı. Nilgün’cüm şarkı patladı bütün radyolara servis etmeye karar verdik. Sen gözümüzü açtın dedi. O kadar sevindim ki. Müzik dünyasına katkım olduJ Sonra Mabel Matiz Ankara’ya geldiğinde beni konserine davet ettiler.

***Nilgün Durmuşoğlu www.ankaranineniyi.com internet sitesinde Ankara’nın en iyi radyo programcıları arasında 7 bine yakın oy ile birinci sıradasınız. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

O kadar mutluyum ki … Yarışmaya dahil edildiğimi görünce bana sürpriz oldu. Ve instagram hesabımda linki paylaştım. Bi baktım çılgınlar gibi oy geliyor ve dinleyiciler dm’den deli gibi mesaj atıyor. İlerleyen günlerde dinleyiciler kendi aralarında organize oldular. Kendi sayfalarında paylaşıp oy istediler. Her gün linki paylaşmazsam beni uyarıyorlar.  Hemen linki paylaş baskısı yapılıyor. Bu da çok hoşuma gidiyor. Şu anda sonucu çok merak eden büyük bir ailem var. Benden daha heyecanlılar. Yayınlarımda da soruluyor nereden oy kullanacağız diye. Ben de linki paylaşıyorum. Linki paylaştığım ilk gece o kadar çok mesaj aldım ki. Sen hak ediyorsun yazmış herkes. Yemin ediyorum gözlerimden yaş geldi.

***Bu mesleğe ne zamandır ilginiz var?

Bu mesleğe inanın çocukluğumdan beri ilgim var. Çok klişe olacak ama çocukken hep sunucu olurdum oyunlarda. Herkes anne,baba, öğretmen filan olurdu. Ben evdeki radyo ya da televizyon olurdum. Okulda müdür konuşurken mikrofona hayranlıkla bakardım. Öğrencilik hayatım hayal kurmakla geçti. Bi büyüsem de sunucu olsam diye. Şimdi EYT’den faydalanmış emekli ama genç bir spikerimJ Çok şükür… Başka hiçbir işle uğraşmadım. Hep çok sevdiğim işi yaptım.

 ***Yaptığınız programlarınızın içeriğini siz mi belirliyorsunuz?
 Yaptığım programların içeriğini ben belirliyorum. Ama benim programımda her an herşey olabilir. O an içimden ne geldiyse onu yansıtırım. Diyelim ki; program o gün istediğim gibi gitmiyor. En iyisi ben eve gideyim bugün istediğim gibi performans alamıyorum bile demişliğim vardır J Ben bile bilmiyorum bazen bir dakika sonra neler olacağını. Baki olan üç şey var programda. Biri samimiyet diğeri enerji. Üçüncüsü ise içten gelen kahkaha. J Ve tabii ki her zaman en kaliteli şarkılar vazgeçilmezim.
***Dinleyicilerinizle nasıl bir iletişiminiz var? Neler söylemek istersiniz?

Dinleyicilerle iletişimim çok ama çok iyi. Bana çevremdeki herkes şu soruyu soruyor. Nilgün’cüm sen dinleyicilerin samimiyetine inanıyor musun diye sorarlar. Elbette inanıyorum. Birbirimizin yüzünü belki hiç görmedik ya da karşılıklı gelmedik. Ama onlar benim veli nimetim. Ben hepsine tek tek değer veriyorum. Radyoda tek iletişim aracı ses. Ben onlara sesimle sarılıyorum. Bana enerji bakanı diyorlar. İçimizden geçen şarkıları hisseden kadın diyorlar. En önemlisi yanımda olduklarını hissettiriyorlar. Bakın bunu sizin yaptığınız oylamada bile gördük. Ben nasıl inanmayayım şimdi… Ben her programda sorarım. Yayındayım Yanımda mısın diye… Yanımdalar…

 ***Bugüne kadar birçok radyoda programcı ve yönetici olarak görev yaptınız. Bize biraz bahseder misiniz?

27 senedir sadece 1 ay hariç dolu dolu bir çalışma hayatım oldu radyolarda. Son 13 yıldır 100.5 frekansında Müzik Koordinatörüyüm. Atlantis FM’di daha sonra İmaj Pop oldu kanalın adı. Türkçe pop müzik benim hakim olduğum alan. Pek çok radyoda çalıştım. En bilinenleri Radyo Ses, Radyo Mydonose ve Mydonose Türk Pop, TRT FM, TRT Kent Radyo Ankara, Radyo On, Atlantis FM ve şimdi İmaj Pop… İmaj Pop’ta olmak çok keyifli. Ulusal tatta bir radyoyuz. Yayın çok titiz bir şekilde hazırlanıyor. Bence Ankara’nın en iyisi… Adımı TRT FM ve Radyo Mydonose’la duyurdum diyebilirim. Sadece 12 yıl Mydonose’da çalıştım. TRT FM sayesinde Türkiye ve dünyanın pek çok noktasından dinleyiciye ulaştım. Orası harika bir radyo. İyi ki öyle büyük bir istasyonda bulundum. 25 yıldır düzenli olarak seslendirme yapıyorum. Daha çok yurtdışına. DiscoveryChannel’in kurumsal sesiydim bir ara. TRT GAP kanalında Gençlerle Elele diye bir program sundum 2005 yılında. İlk TV tecrübem. Şimdi de TV Net’te perfore spikerliği yapıyorum. Radyolarda Yayın Koordinatörü ve Müzik Koordinatörü olarak sorumluluk aldım.

***Şarkısını çalmadığınız için aranızın iyi olmadığı bir sanatçı oldu mu?

Nasıl güzel bir soru. Vallahi bayıldım soruya. Bana şarkı beğendirmek dünyanın en zor işi. O konuda inanılmaz zor biriyimdir. İstanbul’da pr yapan arkadaşlarım çok iyi bilir. Bütün radyolar çalıyor biz de çalalım anlayışı benim lügatımda yoktur. Hep kalite ararım. Aleyna Tilki’yi bana çaldırana kadar neler çektiler J Sıkı bir Sezen Aksu fanıyım. Onu günün her saati çalabilirim. No name diye tabir edilen yeni sesleri çok müthiş bir şey yapmadıkça çok çalmıyorum ne yalan söyleyeyim. Yani yeni seslerin çoğu küskün. Gülben Ergen’i yayında kızdırmışlığım var. Kalbimi Koydum şarkısı çıktığında yayına bağlandı. O zaman Atlantis FM’deydim. Ben de açık yüreklilikle aslında Gülben Hanımın şarkılarını çok beğenmediğimi fakat Kalbimi Koydum’u beğendiğimi söylemiştim. Bana biraz bozulmuştu. Siz nasıl benim kariyerimle ilgili böyle bir yorum yapıyorsunuz demişti. Ben de kötü bir şey demedim ki herkes beğenmek zorunda değil demiştim. Hafif bir gerginlik olmuştu. Sonra TRT FM’deki yayınıma katıldı orada barışmıştık J Sanatçı bağlantılarımı anlatsam roman olur.

 ***Müzik tarzınız hakkında neler söylemek istersiniz?

İmaj Pop’un müzik anlayışı eski yeni Türkçe Pop’un en iyi örneklerinden  oluşuyor. Ben de pop müziğe hakim biriyim. Biz günümüzün en iyi örnekleriyle birlikte 70’ler, 80’ler,90’lar ve 2000’lerin başından örnekleri harmanlıyoruz. Özel hayatımda karma müzik dinliyorum. Arabesk, rock, pop, dünyadan ise en sevdiğim 80’ler…

***Keyifsiz bile olsa yine de  işinizi yapıyorsunuzdur.  Peki bu ruh halinizi dengede tutmayı nasıl başarıyorsunuz?

Keyifsiz bir şekilde yayına girdim diyelim… Saniyesinde bütün havam değişiyor. Ben yayın ve dinleyicilerin sevgisi sayesinde neler neler atlattım. Nilgün’le Koyu Muhabbet başladığı andan itibaren benim için herşey geride kalır ve o stüdyoda kurduğum dünyanın içine girer kendimi şarkılara ve akışa bırakırım. Ne de olsa sevgilim diye hitap ettiğim mikrofonla buluşuyorum. Gerisi hikaye… Yayın esnasında çoğu zaman telefonlara bakmam. Sadece kızım aradığında o telefon mutlaka açılır. Yani sözün özü… Yayın benim ilacım. Mikrofon sevgilim. Dinleyiciler dostlarım. Stüdyo evim. Şarkılar ise ruhumun yansıması. Radyo benim dünyam…

 

 

Yoruma kapalı.

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bunu kabul ettiğinizi varsayacağız. Kabul Et Bilgi Al

Gizlilik ve Çerez Politikası
Dil Değiştir