Take a fresh look at your lifestyle.

Yerli Ankara’lı… Harun PEK

Yurt içi ve yurt dışına ithalat ihracat yapan Türkiye’nin önde gelen sanayicilerinden Pekler Dökümün Yönetim Kurulu Başkanı Harun Pek hoş bir sohbet gerçekleştirdik.

Sizi tanıyabilir miyiz? Kendinizden nasıl bahsedersiniz?
Merhaba ben Ankara doğumlu, beş Çocuklu bir ailenin büyük erkek çocuğuyum. Evliyim, Bir kızım bir oğlum var. Yapı olarak duygusal biri, ve işine sevdiklerine son derece bağlı biriyim. Bu arada Balık burcuyum.
Şirketiniz, sektöre damgasını vuran bir marka. Bunu nasıl sağladınız?
Sahibi bulunduğum firmalardan biri olan PEKLER CAST INDUSTRIAL BUILDING. Bir aile şirketi olup, Yaklaşık 60 yıllık bir markadır. Evet haklısınız. Firmamız Türkiye’de inşaat sektöründe çok aranılan bir marka. Yurtiçinde ve yurtdışında özellikle orta asya, Türki cumhuriyetleri, orta doğu ülkeleri ve Avrupa’da döküm sektöründe aranılan bir Marka haline geldi. Bunun tek bir nedeni olduğunu düşünüyorum. İyi bir Marka olabilmek için, ürettiğiniz her şeyin ne kadar kıymetli ve değerli olduğunu öncelikle siz kabul edeceksiniz ve markanızı piyasa şartları ekonomik şartlar ne gerektirirse gerektirsin uzun vadeli yaşatmak için yeniliğe her zaman açık, ve daima üreteceksiniz.
İş dünyasında, kendi yaklaşımlarınızı, hangi konularda diğerlerinden farklı buluyorsunuz?
Yaşadığımız dünya ve bulunduğumuz ülkede özellikle yatırımcılar ve gençler sadece ticarete yönelik çalışmalara ağırlık verirken, Bir şeyi atladıklarını düşünüyorum. Yaptıkları ya da bizlerin de yapmayı düşündüğü ticaret, imalat sektörü olmadan hiçbir anlam taşımıyor. Üretim olmaz ise ne ticaret ne ihracat ne ithalat. Bunların hiçbirinin olamayacağını bilmemiz gerekiyor. Bir sanayici olarak da mümkün olduğu kadar imalat sektörünü kendi branşımda ayakta tutmaya çalışıyorum. kazanacaksak, ülkemiz kazanacaksa, üretmek, üretmek şart..
Sıradan bir mesai gününüzü nasıl geçirirsiniz?
Sabahları erken kalkıyorum ve ilk önce şantiyeleri geziyor ve daha sonra Sincan organize Sanayideki fabrikama gidiyorum imalatı kontrol ediyor Çalışanlarımla sohbet ediyor, daha sonra müşteri ziyaretlerimi Gerçekleştiriyorum. Vakit buldukça da başkanı bulunduğum derneğim ile ilgili görüşmeler yapıyorum, akşam sohbetlerimiz malum dostlarla geçiyor, koşturmaktan herhangi bir spor aktivitesine gerek bile kalmıyor Yani bazen bana 24 saat yetmiyor diyebilirim.
ASGİAD’ı kurmaya nasıl karar verdiniz?
Daha önce birkaç sivil toplum kuruluşuna üyeliğim vardı. Bulunduğum bu derneklerde çok sık kümeleşme ve kendi grubumuzda alışveriş yapalım çabamızı sıkça dile getiriyordum. Fakat bununla alakalı hiçbir derneğin bu konuya ağırlık vermediğini hissettim. Çevremden bu konuyla alakalı ciddi ve olumlu bir yaklaşım oldu. Sadece topluma ve dostlarıma faydalı olabilmek için ASGİAD’ı kurdum.


Dernek olarak neler yapmayı hedefliyorsunuz?
İlk başta asıl amacım sanayici ve girişimci dostlarımı bir araya getirmek, Ve Türkiye’de bulunan bütün sivil toplum kuruluşları dahil ilk kez bir dernek, iş adamları değil, iş insanları adını kullandı. Bu isimde benim derneğime nasip oldu. Ve bu değişim için Çok güzel mesajlar aldım. Hatta bulunduğum bir şehrin adıyla değil yedi bölgeden oluşan anadolumuzun isim başlığını kullanarak Anadolu Sanayici ve Girişimci İş İnsanları Derneğini Çok değerli isimlerden oluşan yönetim kurulumuzla beraber kurduk. Ticaretin yanı sıra Ülkemizde yaşanılan bir çok soruna eğilmek istedik. Bunların ilk başında gençlerimizi Ve toplumumuzu zehirleyen uyuşturucu ve madde kullanan çocuklarımız için çok büyük projeler ürettik ve konuya ağırlık verdik. Fakat 2018 yılında kurulmuş olan derneğimiz son iki yıldır yaşamış olduğumuz Pandemi sebebiyle pek bir faaliyet gösteremedi. Güzel günlerin gelmesini bekliyoruz mücadelemiz devam edecek.
Bir derneği yönetmenin en zor yanları nelerdir?
Aslında soru, derneği yönetmenin değil, derneği canlı tutabilmenin olmalıydı. Çünkü sivil toplum kuruluşlarının temel amacı topluma ve çevrenize faydalı bireyleri bir araya toplamak, oluşturduğunuz bu kitleyle verdiğiniz her sosyal mesaj ve üretkenliğiniz dikkat çekici olmalıdır. Maalesef Ankara’da bir kaç dernek bu sosyalliği yanlış değerlendiriyor olsa gerek ki, sadece bulundukları kalabalık grubun sosyalleşme amaçlı ve eğlence odaklı olduğunu düşünüyorlar ki Buda bizleri ve yeni Üye olacak dostlarımızı rahatsız ediyor. Bu konuda biz de dernek olarak son derece dikkatli ve hassas davranmamız gerektiğini düşünüyorum.
İş dışında neler yapmaktan hoşlanırsınız? Boş vakitleriniz nasıl geçer?
Doğayla iç içe olmayı
çok seviyorum. Bazen yalnız kalmak, ve garip gelebilir ama çok uzaklara bakabilecek yüksek yerler tercih ediyorum. (Doğada) Değerli sohbetlerde bulunmak, ihtiyacı olan vatandaşlarımızın dostlarımızın yanında olmak beni çok mutlu ediyor. Tabi bunu kendi özelimde yaşıyorum. Sohbetinizin zamanlaması da mükemmeldi, çünkü bahar ayını da ayrı bir seviyorum.
Kendinizi geliştirmek istediğiniz alanlar nelerdir? Nelere yeteri kadar vakit ayıramıyorsunuz?
Ellili yaşlarda olduğum gerçeğini de hesaba katarsak, Bu saatten sonra yaptığımız her şey, attığımız her adım, sosyal yaşantımız da buna dahil, bizi idol edinmiş gençlerimize Örnek olabilecek bir duruş sergilemekten başka Bir amacımın olmadığını düşünüyorum.

Ticarette başarılı olmak isteyenlere hangi tavsiyelerde bulunursunuz?
Öncelikle gençlerimize çok güveniyorum, ticarette başarılı olabilmeleri için kendilerine bir hedef belirlemek zorundalar diye düşünüyorum, bütün dünyada olduğu gibi her ne iş yapıyor o olursak olalım iş ahlakımıza önem vermemiz gerektiğini azim ve inancın başarının en önemli çıtası olduğunu unutmamalarını tavsiye ediyorum. Her yeri çalışmak için müsait bilin, kendinize göre müsait bir yer ararsanız o yeri hiç bulamayabilirsiniz.
Pandemi dönemini iş dünyası ve dernek faaliyetleriniz açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?
Aslına bakarsanız bu süreç özellikle ülkemize bir çok şey kazandırdı. En başta sadece ülkemize özgü olan aile bağlarımız kuvvetlendi, evlerimizde de neşeli saatlerle dolu yaşam olduğu gerçeğini öğrendik, Ülkemizde herhangi bir doğal zenginliğimiz olmaması sebebi ile bu süreci ekonomik yönden de üzülerek biraz kötü geçiriyoruz. İşverenlerin ve çalışanların da bu konuda çok çok zorlandıklarını görüyorum. Temennim bu sürecin en az zarar gördüğümüz şekilde ve insanlarımızın sağlığının en az zarar gördüğü şekilde atlatılması..
Yeni projeleriniz ve geleceğe yönelik hedefleriniz nelerdir?
Yine bu süreç bize, bir çok şeyin sahibi olmak bizlere mutluluk getirmediğini aksine sorun getirdiğini öğretmek oldu. Bu sebepten dolayı yeni projeler değil, mevcudu muhafaza etmenin ne kadar önemli olduğunu belirtmek istiyorum. Tabi bunun yanı sıra kazanacağımızı düşündüğümüz mantıklı tüm projeleri de açığız.
Bu manada Ankara’da çok güçlü bir kitleye hitap eden ve vizyon sahibi bir ismi olan derginizde bana da yer ayırdığınız Ve sohbet etme fırsatı verdiğiniz için sizlere ve tüm dergi yönetimine çalışanlarına sonsuz teşekkür ediyor sağlıklı huzur dolu günler diliyorum


Röportaj: Alev Koçak

Comments are closed.