Başkentin Lezzet Hafızası; Göksu Lokantaları!..

Başkentin lezzet hafızasında özel bir yer edinen Göksu Lokantalarının ardındaki isim Gökhan Aksoy, markayı 35 yıldır ayakta tutan değerleri, zamansız başarı formülünü ve “her gün bir öncekinin daha iyisini yapma” felsefesini anlattı. Gelenekle yeniliği aynı sofrada buluşturan Göksu’nun hikayesi, yalnızca bir lokantanın değil; köklerine sadık kalırken büyümeyi başaran gerçek bir marka mirasının öyküsü… 

Göksu Lokantaları bugün bir marka değeri taşıyor. Bu noktaya gelebilmek için sizin önceliğiniz neler oldu?

Göksu, 1989’daki kuruluşundan bu yana aynı temel değerler üzerine inşa edildi: işine tutkuyla bağlı bir ekip, geleneğe duyulan saygı, misafire içten yaklaşım ve hiçbir zaman taviz vermediğimiz bir kalite anlayışı. Son 35 yılda dünya önemli ölçüde değişti; tüketim alışkanlıkları, gastronomi trendleri, beklentiler ve hız kavramı bambaşka bir boyuta ulaştı. Ancak tüm bu dönüşüme rağmen değişmeyen bir şey var: Göksu masasına oturan herkesin hissettiği ev yemeği duygusu, o tanıdık lezzet ve sıcak kokular. Biz; yemek kalitesini, servisi, hijyeni ve işletme kültürünü geçici koşullara göre değil, köklerimize ve değerlerimize göre şekillendirdik.

Bu istikrarlı duruş, Göksu’nun yıllar boyunca güven veren, samimiyetini koruyan ve kalıcılığını sürdüren bir marka olmasını sağlayan en önemli unsurdur.

Yeme-içme sektöründe rekabet her zamankinden yoğun. Sizce Göksu Lokantaları’nı farklı kılan ve başarınızı sürdürülebilir yapan temel yaklaşım nedir?

Göksu’nun rekabet ortamı her zaman yoğundu; fakat biz hiçbir zaman sektördeki rakiplerle değil, kendi içimizdeki standartlarla rekabet eden bir marka olduk. Bir önceki günden daha iyi olmak, her tabakta kaliteyi bir adım ileri taşımak ve her misafire bir önceki deneyimden daha iyisini sunmak… Asıl mücadelemizi hep kendi çıtamızla verdik. Bizi farklı kılan temel yaklaşım da tam olarak bu: dış rekabete değil, iç kaliteye odaklanmak. Modaların, geçici akımların ve hızlı tüketilen konseptlerin peşinden gitmedik; zamansızlığın, klasiğin ve kalıcılığın değerine inandık. Göksu’nun ruhuna sadık kalarak her gün kendi içimizde daha iyisini hedefledik. Bugün markamızın gücünü belirleyen şey de tam olarak bu yaklaşımın kendisidir.

Başarınızın ardında güçlü bir ekip kültürü olduğu biliniyor. Ekibinizi oluştururken ve geliştirirken benimsediğiniz yönetim felsefesi nedir?

Göksu’da ekip, yalnızca bugün birlikte çalıştığımız kişilerden ibaret değildir; markanın ruhunu taşıyan, değerlerini yaşatan ve 1989’dan bu yana Göksu’ya emek vermiş tüm yol arkadaşlarımızdan oluşan büyük bir çekirdektir. Bu kültür, yılların birikimiyle şekillenmiş gerçek bir aile yapısıdır. Bu nedenle ekibimizi oluştururken benimsediğimiz yaklaşımın merkezinde; etik duruş, ahlaklı çalışma kültürü ve doğru insanı doğru işle buluşturmak yer alır. Güvenilir, çalışkan ve karakteri güçlü insanların bir araya gelmesi, Göksu’nun bugün sahip olduğu istikrarın en temel nedenidir. Göksu’da herkes bilir ki başarı paylaşıldıkça büyür; misafir memnuniyeti herkesin ortak sorumluluğudur ve her gün bir önceki günden daha iyi olmak esastır. Bu bakış açısı, ekip kültürümüzü canlı tutan ve bizi yıllardır aynı çizgide buluşturan ana ilkedir.

Bir işletmeyi büyütmek kadar, değerlerini korumak da zor. Genişleyen yapınız içinde Göksu Lokantaları’nın ruhunu nasıl canlı tutuyorsunuz?

Göksu’nun ruhu; Anadolu’nun sofrasını, samimiyetini ve cömertliğini yaşatma iddiasından beslenir. Büyürken bu ruhu korumanın yolu ise, yönetim modeli ne kadar genişlerse genişlesin, kültürü aynı netlik ve kararlılıkla yaşatmaktan geçer.

Her şubede aynı reçeteler, aynı çalışma prensipleri, aynı servis adımları ve aynı misafir ilişkileri dili uygulanır. Ancak tüm bunların ötesinde en kritik unsur, çalışanlarımızın bu kültüre gerçekten inanmasıdır. Biz büyürken yalnızca işletmeyi değil; kültürü de eğitimlerle, güçlü iç iletişimle ve ortak hedeflerle birlikte büyütüyoruz.

Girişimcilik yolculuğunuzda, karşılaştığınız en zorlayıcı engel neydi ve onu aşarken hangi içsel motivasyon sizi taşıdı?

Girişimcilik yolculuğunda karşılaştığımız en zorlu engellerden biri, her dönemde değişen ve giderek daralan nitelikli işgücü kaynağı oldu. Yeme-içme sektörü emeğin yoğun olduğu bir alan; mesleğini seven, disipline açık ve hizmet kültürünü içselleştirmiş insan bulmak her zaman güç bir süreçti. Bu engeli aşarken bizi taşıyan temel içsel motivasyon ise, sektöre yalnızca istihdam sağlamak değil, aynı zamanda nitelikli insan yetiştirme sorumluluğunu hissetmemizdi. Bu doğrultuda üniversitelerle işbirlikleri kuran, turizm ve gastronomi bölümleriyle doğrudan temas eden ve sektöre yeni işgücü kazandırmayı kendine misyon edinmiş bir yapıya dönüştük. Bugün Göksu, sadece bir lokanta olmanın ötesine geçerek, öğrenmenin, gelişimin ve mesleki disiplinin aktarıldığı bir “akademi” kimliğine doğru ilerliyor. Üniversite öğrencilerinin bizde staj yapması, derslere konuk olmamız, eğitim programları hazırlamamız ve gençleri mesleğe kazandırma çabamız bu vizyonun ayrılmaz parçalarıdır.

En zorlu engeli aşarken bize güç veren şey, “Yolu Göksu ile kesişen herkese bir şey katmalıyız; onlar da bu sektörün geleceğine değer katmalı,” inancı oldu. Bugün Göksu’nun akademiye dönüşme hedefi, bu yaklaşımın hem bir sonucu hem de geleceğe bıraktığımız en değerli katkıdır.

Bugüne kadar elde ettiğiniz deneyimlerin ışığında, kendi başarı hikâyesini yazmak isteyen genç girişimcilere vereceğiniz en önemli tavsiye ne olurdu?

Genç girişimcilere verebileceğim en önemli tavsiye şudur: “İyi lider, önce dinlemeyi öğrenendir.” Çünkü ekip olmak, yalnızca en iyi insanları bir araya getirmekle değil; onları anlamakla, duymakla ve değer vermekle mümkündür. Göksu’da misafir de, çalışan da, tedarikçi de; yolu bizimle kesişen herkes değerlidir. Bu değeri hissettirmek ve doğru hikâyeyi birlikte yazmak ise, dinleyen liderin sorumluluğudur.

 

 

 

 

Yoruma kapalı.

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bunu kabul ettiğinizi varsayacağız. Kabul Et Bilgi Al

Gizlilik ve Çerez Politikası
404
Dil Değiştir