Kültür & SanatModa

ÇOCUKLUK HAYALİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜ…

Oyunculuk hayalinin çok küçük yaşlarda başladığını anlatan Aleyna Solaker, medya dünyasının içinde olan babası sayesinde tiyatro ve setlerle erken yaşta tanıştığını söyledi. Bu dünyanın içinde büyürken oyunculuğa duyduğu isteğin kendiliğinden geliştiğini belirten Solaker, ailesinin desteğini her zaman hissettiğini ancak oyuncu olma hayalinin tamamen kendisine ait olduğunu vurguladı. Çocukluk yıllıklarında arkadaşlarının kendisine “Umarım oyuncu olursun, bunu çok istiyorsun.” diye yazdığını yıllar sonra görmek ise onun için bu hayalin ne kadar eskiye dayandığını hatırlatan özel anlardan biri oldu.

Kamera karşısına ilk geçtiğinde yaptığı işi bugünkü gibi algılamadığını ve set deneyiminin kendisi için daha çok bir oyun gibi olduğunu anlatan Aleyna Solaker, çocuk yaşta çalışmanın normal hayatından kopmasına neden olmadığını söyledi. Çekimlerin ardından arkadaşlarına ve çocukluk hayatına geri dönebildiğini belirten oyuncu, o dönemde setlerin hayatının küçük ama önemli bir parçası olduğunu ifade etti.

Bugün bir projeyi kabul ederken kendisi için en belirleyici unsurun senaryo olduğunu söyleyen Solaker, yalnızca karakterin ilk hâline değil, hikâye içerisindeki yolculuğuna da odaklandığını anlattı. Karakterin zaman içinde nasıl değişeceğini, hangi noktaya ulaşacağını ve anlatının bütünü içinde nasıl bir yerde duracağını merak etmenin kendisini role bağlayan en önemli unsur olduğunu belirtti.

“Beni rolün içine çeken şey, karakterin hikâyeyle birlikte nasıl gelişeceğini merak etmek.” diyen Solaker, “Güller ve Günahlar”daki Azra’nın dışarıdan görünen hayatıyla kendi içinde yaşadıkları arasındaki karşıtlığın da karakteri kabul etmesinde etkili olduğunu söyledi.

AZRA’NIN HİKÂYESİNDE GÖRÜNENİN ÖTESİ VAR

Karakterlerine hazırlanırken oyuncu koçuyla çalışmaya özen gösterdiğini belirten Aleyna Solaker, bir karakterin geçmişini ve davranışlarının altında yatan nedenleri anlamanın oyunculuk sürecinin önemli parçalarından biri olduğunu söyledi. Karakteri yalnızca dışarıdan göstermek yerine seçimlerinin ve duygularının içinden gelmesini sağlamaya çalıştığını anlatan oyuncu, yönetmenle ortak bir dil kurduktan sonra kendisini karaktere daha rahat teslim edebildiğini ifade etti.

Azra karakterinin kendisine, dışarıdan görünenle gerçekte yaşananların her zaman aynı olmayabileceğini yeniden hatırlattığını söyleyen Solaker, karakterin ilişkisinde yaşadığı psikolojik şiddete dikkat çekti. Dışarıdan iyi ve sevgi dolu görünen bir ilişkinin arka planında farklı gerçeklerin bulunabileceğini belirten oyuncu, Azra’nın hikâyesinin bu yönüyle kendisini etkilediğini anlattı.

Azra’nın yaşadığı her şeye rağmen iyi kalmaya çalışmasını karakterin en güçlü taraflarından biri olarak gördüğünü söyleyen Solaker, “Azra’nın bunca şey yaşamasına rağmen iyi kalmaya çalışması beni çok etkiledi.” dedi. Karakterin sade hayatını, küçük şeylerden mutlu olabilmesini ve bebeği için gösterdiği mücadeleyi önemseyen oyuncu, hikâyenin ilerleyen bölümlerinde Azra’nın daha da güçlenmesini istediğini ifade etti.

“KADINLAR DAHA ÇOK GÜÇLENSE VE BİLİNÇLENSE”

Kariyerinde güçlü kadın karakterlere hayat veren Aleyna Solaker, kadınların hayattaki mücadelesine ilişkin düşüncelerini de MAG ile paylaştı. Kadınların daha fazla imkâna sahip olmasını, güçlenmesini ve bilinçlenmesini istediğini söyleyen oyuncu, güçlü kadın hikâyelerini canlandırmanın kendisi için özel bir anlam taşıdığını anlattı.

Azra karakterini canlandırmaya başladıktan sonra benzer deneyimler yaşadığını söyleyen kadınlardan mesajlar aldığını belirten Solaker, bu hikâyelerin izleyicide karşılık bulmasını ve bazı kadınların kendi yaşadıkları üzerine düşünmesine yardımcı olmasını anlamlı bulduğunu ifade etti.

“Güçlü kadın karakterleri oynarken, böyle kadınların hayatta var olduğunu ve ellerinden geleni yaptıklarını görmek beni mutlu ediyor.” sözleriyle bu karakterlerle kurduğu bağı anlattı.

“HER ŞEYİN HEMEN OLMASINI BEKLEMEMEK GEREKİYOR”

Kariyerinde zorlandığı dönemler olduğunu söyleyen Aleyna Solaker, yaşadığı her deneyimi mutlaka “iyi ki olmuş” diye değerlendirmediğini ancak hayatın getirdiklerinden ders çıkarmaya çalıştığını belirtti. Zor zamanlarda kendisine dair öğrendiği en önemli şeylerden birinin, her şeyin hemen çözülmesini beklememek olduğunu söyleyen oyuncu, bazı deneyimlerin ancak zaman geçtikten sonra anlam kazandığını ifade etti.

Kariyerinin başındaki Aleyna’yla bugün karşılaşsa ona daha sabırlı olmasını söyleyeceğini anlatan Solaker, çocukluktan beri hayalini kurduğu pek çok anı zaman içinde yaşadığını belirtti. Çalışmaya ve hayal kurmaya devam etmenin önemine değinen oyuncu, geçmişteki hâline “Her şeyin hemen olmasını beklemeden çalışmaya ve hayal kurmaya devam et.” demek isteyeceğini söyledi.

Yıllar içinde kendisinde en çok değişen noktalardan birinin başkalarına yaklaşım biçimi olduğunu söyleyen Solaker, geçmişte herkesin sorununa kendi meselesiymiş gibi koştuğunu ve çoğu zaman kendisinden verdiğini anlattı.

“Başkalarına değer vermek benim için hâlâ önemli; ama bunu yaparken kendi ihtiyaçlarımı da görmem gerektiğini zamanla anladım.” diyen oyuncu, artık önce kendisini düşünmeyi ve kendi ihtiyaçlarını fark etmeyi öğrenmeye çalıştığını söyledi.

“KIRGIN ÇİÇEKLER”DEN KALAN EN GÜZEL ŞEY: DAYANIŞMA

Aleyna Solaker’in kariyerinde özel bir yere sahip olan projelerden biri de “Kırgın Çiçekler”. Dizinin setinde kurulan arkadaşlıkları ve birlikte geçirilen zamanı hâlâ tebessümle hatırladığını söyleyen oyuncu, altı genç kadın olarak aralarında güçlü bir dayanışma oluştuğunu anlattı.

Uzun süre birlikte çalışmanın onları sette bir aileye dönüştürdüğünü belirten Solaker, zor zamanlarda birbirlerine destek olduklarını, güzel anları da birlikte kutladıklarını ifade etti. Bugün geçmişe dönüp baktığında projeyi özel kılan şeyin yalnızca iş değil, o dönemde kurdukları yakınlık olduğunu söyledi.

AŞKTA EN ÖNEMLİ DUYGU: GÜVEN

“Güller ve Günahlar”da Azra’nın duygusal dünyasının hikâyenin önemli parçalarından biri olduğunu anlatan Aleyna Solaker, kendi hayatında da ilişkide güvenin zaman içinde oluştuğuna inandığını söyledi. İnsanlara kolay güvenen biri olmadığını belirten oyuncu, karşısındaki kişiyi tanıdıkça, davranışlarını gördükçe ve hayatıyla ne kadar uyumlu olduğunu anladıkça güven duygusunun şekillendiğini ifade etti.

Solaker’e göre aşkın güzel olması ise belirli bir mevsime bağlı değil. “Her ayda, her mevsimde aşk güzeldir.” diyen oyuncu, ilişkide zamanın, tanımanın ve birlikte geçirilen sürecin önemini vurguladı.

EVLİLİK TEKLİFİ FETHİYE’DE GELDİ

Sekiz yıldır birlikte olduğu Berk’ten yakın zamanda evlilik teklifi alan Aleyna Solaker, bu özel anı MAG’a anlattı. Uzun süredir teklif beklediğini ancak bunun Fethiye’de gerçekleşeceğini hiç tahmin etmediğini söyleyen oyuncu, yoğun set temposu nedeniyle seyahate katılıp katılamayacağının bile son ana kadar belli olmadığını anlattı.

Berk’in yüzüğü “ne olur ne olmaz” diyerek yanına aldığını ve teklifi yaza bırakmak istemediği için Fethiye’de plan yaptığını söyleyen Solaker, “Tam beklemeye başlamışken hiç beklemediğim bir anda olması, o anı benim için daha da güzel yaptı.” dedi.

Henüz düğün konusunda kesin bir planlarının olmadığını söyleyen oyuncu, yoğun iş temposu nedeniyle hazırlıklara yeni yeni bakmaya başladıklarını ifade etti. Gelinlik konusunda da tek bir modele bağlı olmadığını belirten Solaker, farklı seçenekleri deneyerek kendisine en çok yakışanı bulmak istediğini söyledi.

Düğünle ilgili en büyük isteğinin ise oldukça sade olduğunu dile getirdi: Herkesin çok eğlenmesi ve keyif alması.

“AŞKIN İÇİNDE GÜVEN VE İYİ ARKADAŞLIK ÇOK ÖNEMLİ”

Aşkın insanın hem kendisini hem de karşısındakini daha yakından tanımasına yardımcı olduğunu söyleyen Aleyna Solaker, ilişkide romantik duygular kadar arkadaşlığın da önemli olduğuna inanıyor.

“Benim için aşkın içinde güven ve iyi arkadaşlık da çok önemli.” diyen oyuncu, hayatınızdaki kişiyle arkadaş olabilmenin ve birbirinizin yanında rahat hissedebilmenin ilişkiye farklı bir anlam kattığını söyledi. Aşkın zaman içinde dönüşebileceğine inandığını belirten Solaker, ilk heyecanın ardından sevgi ve bağlılığın devam etmesini değerli bulduğunu ifade etti.

EVDE VAKİT GEÇİRMEK ONA İYİ GELİYOR

Yoğun set temposunun ardından en çok evde vakit geçirerek dinlendiğini anlatan Aleyna Solaker, yemek yapmanın kendisi için adeta terapi olduğunu söyledi. Bazen bütün günü mutfakta geçirdiğini, annesinden tarifler alarak yeni şeyler denemekten keyif aldığını belirten oyuncu, evde geçirilen sakin zamanların zihnini dinlendirdiğini ifade etti.

Hiçbir iş sorumluluğunun olmadığı bir haftayı nasıl geçirmek istediğini de anlatan Solaker, hafta içini evde ve mutfakta geçirebileceğini, hafta sonu ise sevdiği insanlarla akşam yemeklerine çıkmak istediğini söyledi. Pazar günleri içinse oldukça net:

“Pazar günü pazar gibi yaşanmalı: Battaniyenin altından hiç çıkmadan dinlenmek isterdim.”

YENİ HAYALLER, YENİ HEDEFLER

Hem mesleki hem de kişisel hayatında hâlâ gerçekleştirmek istediği birçok hayali olduğunu söyleyen Aleyna Solaker, önümüzdeki yıllarda kariyerinde ilerlemeyi, daha fazla projede yer almayı ve yeni başarılar elde etmeyi istediğini anlattı.

Kişisel hayatında ise sevdikleriyle birlikte huzurlu ve mutlu bir dönem dilediğini belirten oyuncu, hedefleri için çalışmaya devam ettiğini söyledi.

“Daha çok hayalim ve gerçekleştirmek istediğim şey var.” diyen Solaker, geleceğe dair heyecanını ve beklentilerini koruduğunu ifade etti.

 

İlgili yazılar

Vogue World 2026: “Milano Kırmızı Halı”

Moda Dergi

Sade tasarım, güçlü etki…

Moda Dergi

Eda Taşpınar her mevsim yazı yaşıyor!..

Moda Dergi
Translate »