Take a fresh look at your lifestyle.

Haziranda Doğum var… Zelal AYTİN GÜNGÖR

Bütün kadınlar istisnasız anne olma içgüdüsüyle doğarlar. Doğamız gereği hep dünyaya bir canlı getirmeye kodlanmışızdır.

Acaba her kadın hazır olduğunda mı hamile kalıyordu? Ya da insan böyle bir duruma hazırlanabiliyor muydu? Bana göre ;‘Anne olmak’ hazırlanılması gereken bir şeydi. Her şeyin bir sırası vardı ve şuan bunun zamanı değildi. Hiç kimseyi tanımadığım, insanını bilmediğim, hiçbir sokağında hikâyem olmayan yabancı bir şehre yeni taşınmıştım. ‘Evli olma’ fikrine bile yeni yeni alışıyorken ‘anne olmanın düşüncesi bile çok uzaktı. Hayat her zaman ki gibi yine sürprizini yapmış ve bütün planlarımı alt üst etmişti. Düğünümü bile aylarca en ince ayrıntısına kadar planlamış, üç farklı gelinlik diktirmiş fakat iki kez ertelenen 1200 kişilik olması gereken düğün yerine 30 kişilik nikâh yapmış; sadece bir tane gelinliğimi giymiştim. Ama bu sefer hayatın bana sunduğu sürpriz dünyanın en güzel hissiydi. Zamanlama yanlıştı, yine bütün planlarım tepetaklak olmuştu. Hamile kalınmadan önce yapılması gereken testler, tahliller hepsini yaptırıp; planlı bir hamilelik geçirmeyi düşünüyordum. Ayrıca mayıs- ekim arası en yoğun çalışma dönemimdi ve bu dönemde doğum yapamazdım. (Bingo Haziranda doğuruyorum). Hayat işte ‘siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir’ ya işte benim için de tam öyle oldu. Hamile olabileceğimi düşünmeye başladığımda bütün işaretler gösterdiğinde bile test yapmayı erteledim hep. Nedenini bilmiyorum ama bu duyguyla yüzleşmekten korktum. Ve artık test yaptırma zamanı gelmişti hem de eşimin doğum gününde. Eğer çift çizgi çıkarsa ona çok güzel bir kutu hazırlayıp, bebek adına hediye alıp, aksam doğum günü yemeğinde sürpriz yapacaktım. Ve çift çizgi… bir daha yaptım, bir daha..

Toplam 5 test yaptım. Şimdi sevgilime sürpriz hazırlama vaktiydi ama heyecandan ya da korkudan bilmiyorum ofisine koştum. Evde bulduğum bir kutu içine testlerden birini koyup ona uzattım. Tahmin ettiğimden bile çok sevindi, hatta benden daha çok hissetti. O ne kadar mutlu olduysa ben bir o kadar tedirgin oluyordum. Ve ultrason da onu ilk gördüğüm an minik bir noktanın mucizesine inandım. Şimdi artık kendi başıma kalmalarımın son aylarına, plansız çıktığım tatillere, dünyayı gezme hayallerime ve bütün bencilliklerime veda edip; uykusuz ve telaşlı gecelere, dünyanın en güzel duygusuna, muhteşem yeni başlangıçlara boyumdan büyük sorumluluklara merhaba zamanı…


Zelal AYTİN GÜNGÖR

Comments are closed.