




Ghesquière, bu dikatomik ikiliyi Frick’in salonlarında buluşturdu ve koleksiyonun açılış look’unda Haring’in 1984’te üstüne Sharpie’yle çizim yapıp bir arkadaşına hediye ettiği 1930’lardan kalma bir Louis Vuitton bavul podyuma çıktı.
55 parçalık seride saten boksör şortları capri taytlarla, Tudor dönemi portrelerindeki ‘abartılı’ fırfırlı yakalar deri blazer’larla patchwork deri ceketler payet işlemelerle yan yana durdu. Haring’in grafiti çizgileri çantalarda başlayıp elbiselere ve üstlere kadar yayılmıştı. Aksesuarların kendisi ise metropol New York ve Paris’in çok ulusluluğunun ve hareketinin getirdiği ruhla tasarlanmış: gazı içecek tenekeleri, vinil plak formunda el çantaları ve omuzlara atılmış boks eldivenleri.
Ghesquière’in bu koleksiyonla söylediği şey belki de şu: metropol şehirleri yansıtmak için onu tek bir kimliğe indirgemeyi bırakmak gerekiyor, aynı anda hem Frick hem Haring olabilecek bir şehir ise ancak bu detaylar ve ‘çok’lukla devinimde kalıyor.
