Take a fresh look at your lifestyle.

Mesleğin Mutfağından Gelen İsim… Ece Pirim

Çekimlerde tanıdığımız sıcak ve enerjik Ece Pirim kendi karakterini hangi kelimelerle özetler? Öncelikle tüm okuyucularımıza ve sizlere sevgilerimi sunuyorum. Mesleki hayatım benim kendimi en iyi hissettiğim ortam ve orada iş hayatı dışında ne yaşanırsa yaşansın tamamen başka bir dünyanın içinde hissediyorum. Yaptığım program veya sunum, bulunduğum ortam elverdiği kadar öncelikle kesinlikle samimi oluyorum. Bu kadar yıldır bu sektörde olmama rağmen hala ilk gün gibi hissetmem beni hep enerjik ve mutlu kılıyor. Her zaman söylerim sevdiğiniz işi yapmak veya işinizi sevebilmek sizi zaten başarılı ve özgüvenli hissettirir. Kendimi bir kaç kelime ile özetlersem ki; bu çevremin de görüşü… Sıcakkanlı, çalışmayı seven, merhametli (bu insan da olmazsa olmaz bir özellik bence) saygılı, insan ilişkilerine önem veren ve esprili bir Ece…
‘‘Avrupa güzeli olduktan sonra hayatım değişti.’’

1990 yılında Türkiye güzeli ve ardından Avrupa güzeli olduktan sonra hayatında neler değişti?
O yıllara döndüm bir anda… Çok güzel ve gurur duyduğum zamanlardı. Bir taraftan eğitimime devam ederken, bir taraftan Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığına bağlı “Tülin Okan Arı” zarafet ve mankenlik ihtisas okuluna devam ettim. Medya kulvarında ilerlemek zaten içimde olan bir istekti. Ankara’da başlayan modellik hayatı, Trt ile başlayan Tv hayatımda İstanbul bu işlerin merkezi olduğu için oraya evrildi. Daha sonra Güzellik yarışmaları hayatımın çok özel dönemlerinden oldu. Sonrasında tabii ki bilinçli bir insan olarak daha bu tescillere yakışan daha farklı sorumluluklar içine girdim. İşlerimin başında iken daha hareketli bir hayatım oldu. Defilere, çekimler, diziler, film, albüm teklifleri, organizasyonlar, Türkiye tanıtımları projelerinde yer almak ve bir yandan aynı anda çok istediğim tv programlarıma devam etmek büyük bir şanstı benim için. Size güvenen, inanan ve sevecek olan insanlara layık olabilmek beni her zaman heyecanlandıran bir durum oldu.


ABD ve Avrupa güzellik yarışmalarından ödüllerle zirveye çıktınız. Ödüller sana neler kattı?
Zirve evet gerçekten kendi adıma gördüğüm bir dönemdi ve bu benim hayal edebileceğim kadar güzeldi. Ve sonra ki hayatı o döneme uygun şekilde devam ettirmek önemliydi ama bu zamanlar beni şımartmadı bulunduğum ortamın tadını çıkarmaya, daha başarılı olmaya ve işimi iki elimle kavramaya özen gösterdim. Özgüveni dönemimizin rahatsızlığı şımarıklıkla karıştırmadım. Bu ödüller sadece modellik ve güzellik yarışmalarında değil, mesleki anlamda da çok geldi ve beni hep daha başarılı, daha öğrenmeye açık hale getirdi.

Çok hoş bir fiziğe ve güzel bir cilde sahipsin… Okurlarımıza güzellik sırlarınızdan bahseder misiniz?
Teşekkür ederim. Fizik genlerden diye düşünüyorum. Boşnak, arnavut, türk ve polonya karışımı bir ailem var. Herkes suyun bir tarafından yani… Mümkün mertebe korumaya çalışıyorum. Cilt konusu da genlerle çok alakalı ama yine de bazı destekler gerekiyor. En önemlisi tütün ürünleri kullanmıyorum. Mesleğimiz nedeniyle çok fazla ışığa ve makyaja maruz kalıyoruz. Temizlik çok önemli, biz biraz daha fazla bu konuda dikkat etmeye çalışıyoruz. Nemlendirici ve bakımları ihmal etmem. İş dışında makyaj yapmam diyenem, ben bir şeyler sürüp sürüştürmeyi severim ama normal gün ve zamanda daha hafif kapatıcılığı olan, cildi yaz-kış güneş ışınlarından koruyan ürünleri tercih ederim. Düzenli uyku, ev hayatı benim için çok önemli. Annem hep küçük yaşlarda öğretirdi. Cildinizi çamaşır yıkar gibi yıkamayın diye. Çok güleriz bu benzetmeye ama haklı. Kendimize değerli davranalım lütfen. Önce biz iyi hissetmeliyiz.


Stilinizi nasıl tanımlarsınız?
Giyim çok severim. Çocukluğumda da çok meraklıymışım. Hem kız çocuğu olmak, hem aslan burcu olmak büyüdükçe kendini ben de daha çok gösterdi. Fakat ailemde kadın-erkek bu konuda başarılıydı. Onları görerek büyümenin dışında içimde de vardı. Yıllarca yurt içi ve yurt dışında modellik ve fotomodellik yaptığım için muhteşem tasarımlar giydim. İsim sahibi pek çok modacı ile çalışma şansım oldu. Fakat modanın sonu yok. Orada masal dünyası gibi pek çok tasarım giyip o farkı da yaşayabildim. Benim için ise; kendine yakışanı giymek ve taşımak da bir stildir. Ruh halime, bulunduğum-bulunacağım ortama göre giyinmeyi severim. Hatta bazen giyindikten sonra ruh halim daha iyi olur. Stil sahibi olmak da marka giymek değildir. Her yerden sevdiğim parçaları kombinleyebilirim. Ekranda haber dışında normal program yaptığımda daha renkli olabiliyorum. Kısacası fazla dekolte ve çok abartılı olmadıkça yakışan şeyleri giymeyi severim. Moda diye değil.


Mesleğinizde sizi farklı kılan ne?
Bana verdiği mutluluk ve haz mesleğimi yaparken başka bir boyutta olmamı sağlıyor. Öncelikle işime çok ciddiyetle yaklaşırım. Disiplin benim için olmazsa olmazdır. Sadece kamera önünde değil kamera arkasında da programıma veya haber yapıyorsam sahip çıkarım. Yaptığım işin içinde olmam lazım kendimi öyle daha verimli, daha samimi ve bilinçli hissediyorum. Sanırım bunu izleyici de anlıyor. İşimin iyi olması için sadece ben değil ekip çalışmasının önemine inanırım. Bizler medya dünyasının çok özel zamanlarında yetiştik, hala öğrenmeye çalışıyoruz. Böyle bir grup çok başarılı meslektaşım var. Bugün sosyal medya ve tv dünyasında bu denge yarı yarıya bozuldu ama inşallah tekrar rayına oturabilir. Ciddi bir meslek yapıyorum. Ve gördüklerimi bazen şaşkınlıkla karşılıyorum. Döneme tabii ki uymamız gereken durumlar, yenilikler, farklılıklar olacak ama çivisi çıkmadan.

Medya önünde hiç hata yaptığınız bir dönem, ya da olay oldu mu?
Bu konu beni tebessüm ettiren bir konu. Canlı yayın yapıyorsanız zaten hata ya da bazı aksilikler yaşanması çok olası bir durum. Mühim olan telafisi zor olan veya olmayan bir hatanın olmaması. Normal programlarda olan hataları daha sevimli bir şekilde tolere edebiliyoruz. Bu biraz da sunucunun tecrübe ve yaratıcılığına kalmış. Haber veya bu tarz açık oturumlarda şans daha az oluyor. Benim başıma gelen bir olayı kısaca sizlerle paylaşayım. Sevgili Buket Aydın ile özel bir kanal da çalışıyorduk. Ben ana haber sunarken, buket’de spor haberlerini sunuyordu. Ben bülteni bitirirken sözü ona devrediyorum. Spor haberlerini sunuyor sonra birlikte veda edip çıkıyorduk. Bir akşam bülten bitti, buket spor haberlerini sunarken son haberi verdi. Vtr girdi. O sırada aramızda esprili bir şeyler konuşurken buketin kulaklığı düştü, biz bulmaya çalışırken aceleden ortalık birbirine girdi bu arada yönetmen rejiden son 5 diye bağırıyor. Biz bir anda yayına girdik. Fakat ikimizde veda edecekken kahkaha atmamak için kendimizi zor tutuyoruz. Buket çok kısa bir veda ile hafif kahkahayla veda etti. Kamera bana döndü ben gülmemek için kendimi o kadar sıkmışım ki yüzüm ağlamakla gülümsemek arası acınası bir hal almış. Yayın bitti ama biz de bittik. Kahkadan duramıyoruz. Sonrasında kanalı arayan arayana… Ece hanım niye ağlıyor? Buket hanım niye gülüyor? diye. Haber müdürümüzün uçarak geldiğini hatırlıyorum. Sonradan sektörde ki çok büyük ustalarımız bunu hatırlatır yine gülerdik. Unutulmaz bir anı benim için…
Bu samimi sorular ve röportaj için çok teşekkür ederim. Tüm okuyuculara en içten selamlarımı ve saygılarımı gönderiyorum. Yeni programımda güzelliklerle buluşmak dileğiyle…

 

Röportaj: Melek Şenol

Comments are closed.