Take a fresh look at your lifestyle.

ÖFKE, Kadriye CİRİTCİ İle Hayata Dair

İnsanlık hali der geçiştiriveririz.
Bir söz vardır daima akılda tutulmalı;
“Öfkeyle kalkan, zararla oturur”.
Kendini bilen insan, kendini kontrol edebilen kendine hakim olan insandır. Kontrolsüzce yaşanan öfke patlamaları beraberinde bir dizi hastalığı ruhunuza ve bedeninize yapıştırıverir. Kaybettiğiniz, insanlar ise cabası.
Şemsi -Tebriz’i der ki…!
Kızgınlık çok gürültülüdür , oysa kırgınlıklar kadar da sessiz .
Gürültünün en büyüğü kendi içimizdedir. Hiç gereği yokken , kendimize verdiğimiz zararın haddi, hesabı yoktur. Hele ki içimize hapsedip biriktirdiğimiz kızgınlıklarla içimizde kopan fırtınalar, kendimizi korumaya aldığımız veya değerli kıldığımız düşüncesiyle gün yüzüne çıkan öfke patlamaları, kendimizle savaşımızın mağlubiyetleri ömrümüze ziyan değil midir? Öfkeyi tümüyle ortadan kaldırmak mümkün olmasa bile kontrol altına alabilmeyi denemeliyiz. Ne oldu da ben öfkelendim, beni kızdıran şey neydi?
Bedenimize yaşattığımız her öfkenin ardından bunu kendimize sormalıyız , hoşgörü sınırımızı zorlamalıyız. Her insan nefes aldığı sürece doğası gereği elbette öfkelenir, öfke duygusu yaşamak anormal bir durum değildir. Paylaşmadıkça ortadan kaybolması da ne yazık ki mümkün değildir. Kalbini kendimize yakın hissettiğimiz insanlarla olabildiğince karşılıklı paylaşılmalı, ya da bedenimize kızgınlık ateşleyen ortamlardan ve insanlardan hızla uzaklaşılmalıdır. Böylelikle bitmek bilmeyen öfkeler zamanla azalır ve yok olur.
Ani öfke patlamaları, yanlış sonuçlar doğuran duygu davranışlarıdır. Bol bol kalp kırılır, telafisi olmayan hatalara sebebiyet verilir. Öfkeyle alınan ani kararlara, istemeden dilimizden dökülen sözlere dikkat edilmeli, geri dönüşü olmayan fevri davranışlardan kaçınılmalıdır. Elimizde olmayan sebeplerden dolayı önüne geçilemeyen öfke patlamalarınız var ise, uzmanlar tarafından destek alınmalı ve kesinlikle tedavi edilmelidir.
Öfkesini ustaca kontrol altında tutarak, nazikçe verilmiş bir insanlık dersini paylaşmak istiyorum Büyük usta Nazım’dan;

Kalbe zarar kızgınlık olur mu? Aşık olmak varken. Üç kere derin nefes al, ver öfkeni sal gitsin. Kızgınlıkla kırdığımız insanlar, kırıldığımız zamanlar elbette olacak. İnsanız..!
Öfke insan bedenin en doğal duygusudur. Şiddeti insandan insana değişir. Karşısında durabilecek en etkili silah, hoşgörü ve sabırdır. Öfkenizi ne kadar tolere edebiliyorsunuz, hiç düşündünüz mü? Günlük yaşamınızda gün boyunca kaç kez öfkelenirsiniz? Kaç kez burnunuzun kanatlarını kızgınlıkla sonuna kadar açar, kaşlarınızı çatarsınız? Kaç kez öfkeniz size avazınız çıktığı kadar bağırmaya sevk eder? Kontrol altına alamadığımız, öfkenin sebebiyet verdiği hayatımızdan kayıp gidiveren maddi , manevi değerlerin farkında mısınız? İnsanız işte ..!


Nazım Hikmet’in Bursa Cezaevi’nde tutsaklık günlerinden ;
Koğuş arkadaşlarını okumaya yazmaya yönlendiren Nazım, aynı zamanda cezaevi yönetimine de yardım etmektedir.
Cezaevi denetimine Adalet Bakanlığı’ndan bir müfettiş gelir.
Birkaç gün denetim yaptıktan sonra müdüre:
Nazım da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir? der.
Nazım’ı odaya getirirler. Müdür koltuğuna iyice kurulan müfettiş Nazım’ı tepeden tırnağa süzer ve:-Demek Nazım sizsiniz, der. Nazım’a oturması için yer göstermez. Kısa bir konuşma sonrası, “gidebilirsiniz” der. Nazım tam kapıdan çıkarken durur ve müfettişe: Ömer Hayyam adını duydunuz mu? diye sorar. Müfettiş hemen atılır: Kim duymaz Hayyam’ı. Nazım: Hayyam zamanında İran hükümdarı kimdi? diye sorar. Müfettiş şaşırır. Nazım konuşmasını sürdürür: “Görüyorsunuz sanatçıyı anımsadınız ama hükümdarı anımsamadınız. Yıllar sonra beni dünya anımsayacak ama dönemin Adalet Bakanı’nı ve sizi kimse anımsamayacak” der çıkar. Müfettiş yaptığı yanlışı anlar, Nazım’ı geri çağırır ama Nazım koğuşunun yolunu tutmuştur.
Yeni dünya düzeni ile toplumlar da değişmiş, kadına şiddette, siyasette, ekonomide, sosyal yaşamda öfkesine hakim olmakta sınırları olmayan insanlar giderek artmaya başlamıştır. Toplumların, öfkeyle doldurulmuş kavgalara değil, üretimlere ve üreten beyinlere, en önemlisi de sevgiye ihtiyacı vardır. Öfke, aklın alevini söndüren büyük bir rüzgârdır. Önce kendi kızgınlığımıza dur demeli , ışığımızı söndürmesini izin vermemeliyiz. Öfkenin kazananı yoktur. Öfkeliyken karar vermeyin. Öfkenize hükmedin…!

 

 

 

Kadriye CİRİTCİ

Comments are closed.